Hikayem Paramparça


14 Kasım 2015 tarihinde Adalı Kitabevinde gerçekleşen Emrah Serbes söyleşisi ve imza gününe ben de katıldım.Kendisini yakınen görmüş olmak ve söyleşiden aldığım keyfi dile getirmek istiyorum. Samimi, sıcak ,asi ,okura daha yakın duruşu bunlar bir yazarın kitabını sevmenin yanında okuru da kendisine çeken güzel durumlardır diye düşünüyorum.

12272832_10206879046767659_896376735_n

Emrah Serbes’in okuduğum ilk kitabıydı: Hikayem Paramparça. Kitapta hayatından kendi deyimiyle “parça parça” olan anları ve anılarını, alıntılarını ve yaşama dair birçok noktalara kendince değindiği hikayelerden oluşan kitaptı diye düşünüyorum.

“Seviyorum Merkez! “

sözü ise, Behzat Ç. karakteri ile özdeşmiş olup polisiye filmi sevenleri de bir parça kendine çekmiştir. 

12242092_10206865524469610_1467362682_n

Fotoğrafta kitabevinin kalabalık ve biraz da fazlaca geniş olmaması sebebiyle oturarak söyleşinin bu şekilde olmaması gerektiği üzerine sözler söyleyip sandalyenin üzerine basıp ayakta konuşmuş kişidir 🙂 Emrah Serbes

Kitap ile ilgili alıntım çoktur . Yani, altını çizdiğim satırlarım falan . . . Onları da yazmak istiyorum buraya.

12242099_10206865574590863_1678285924_n

Sevdiğim satırlar ;

  • Sonra hayatımı harcamanın değişik yollarını aramaya başladım. Yazmanın da bir çeşit kafa yapıcı etkisi olduğunu keşfettim.
  • … konu, doğduğumuz yerin mazisi olunca asla vazgeçemediğimiz takıntılar var çünkü. Renkler var, sesler var, kokular var, binlerce ıvır zıvır var. İnsan zamanını durdurmak istediği yere aittir.
  • Oyala beni dünya demeliydim. Televizyonla oyala, internetle oyala, esrarla oyala, edebiyatla oyala, alkolle, pornoyla ve nescafeyle oyala. Oyalarken bana dokunduğunu hissedeyim; sırtımı sıvazla, saçlarımı okşa. Oyala bizi dünya, hüznümüzü ve sefilliğimizi unuttur…
  • Bir şeyi yanlış anladığımızda, sakladığımız arzularımızın da ipuçlarını veririz. Bir şeyi yanlış anlamaktan ölesiye korkmamızın nedeni bu.
  • Bu gezegende, iki insanın birbirlerine duydukları sevgi, bir terazide dengelenmiş midir hiç? Eşitlik fikrine en çok aşıkken inanırız. Çünkü en çok o zaman ihtiyaç duyarız.

deli_duman_gezideki_barikatlarin_eseri

  • Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.
  • İçinde bencillik olmayan hiçbir mutluluk da yoktur. Kimse kimseyi mutlu edemez. Mutluluk sadece gasp edilebilir bir şey. Hayatın boyunca mutlu olduğun anları toplasan, on beş yirmi dakikadan sonrası haksız kazanç gibi gelir.
  • Şunu çok sık duydum. “Falanca yazarı çok seviyordum, ama son yaptıklarından sonra onu bir daha okumayı düşünmüyorum.” Demek ki Dostoyevski’nin zamanında yaşasaydın, kumarbaz diye onu da okumayacaktın. Yazarların söylediklerini fazla ciddiye almamak lazım. Edebiyat tarihi şahane şeyler yazmış berbat adamlarla dolu.
  • Herkesin kalbinin çizildiği bir yer var. Orada görünmez bir duvara çarpıyorsun. Daha öteye gidemiyorsun. Bütün dünyan o çakıldığın yerden uzanabildiğin yere kadar oluyor artık.
  • “Herkes kendi kabusunu görür. Bir kabusu kabus yapan şey ondaki aktarılamayan noktalardır. Başkasına anlattığın şey kabus değildir artık.”

Kitap ile kalın. . .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s