Yalos


Öykü kitapları okumaya devam ettiğim bugünlerde, kitap satış sitelerini gezerken reklam üzerine gözüme ilişmişti Yalos.

Denizi mavi olduğu için mi seviyorum dedim; aynı renkteki kitabı elime aldığımda.

Birden fazla öykü kitabımı yayınlamış Semra hanım. İlk okuduğum Yalos oldu. Öykü dilini çok beğendiğim ve kendi öykü zevkime hitap eden türden öykülerle karşılaştım. Hiç sıkılmadan, bir anlam karmaşasına denk gelmeden öyküyü “öykü” gibi okuduğum kitaplardan biri oldu. ( Söz konusu edebi tür : öykü ise. Ben bu konuda çok hassasım. Her yazarın öykü dilini sevemiyorum.) Kitabın arka kapağında da söz edildiği gibi “Doğanın ve zamanın yarattığı bu ağaçtan heykellerin adını kitabına koyması boşuna değil: Kaybolmaya yüz tutmuş incelikler Yalos’ta öyküleşiyor. 

1235009_10201435041230923_1877846199_n

 Semra Aktunç, aynı zamanda Hulki Aktunç’un eşidir. Diğer iki öykü kitapları: 

Başkalarının Fotoğrafı 

Öyküler Unutulmaz

Bu arada  #Yalos : Akarsularla denizlere ulaşıp dalgalarla kıyılara vuran odun parçalarına deniyor.

Alıntılar kısmına geçiyorum şimdi de . . .

* Çok zaman geçti. Bir yalostum artık, incecik dal gibi gövdem, yılankavi, bembeyaz. Denizde kalmak istesem de rüzgara direnemiyordum. Bir kıyıda buldum kendimi, ıssızdı kıyı, uzandım taşların üstüne, ısındım, sevdim güneşi. Ne kadar yaşar yaloslar bilmiyorum. Pek önemi kalmadı bunun ama hala izleyebiliyorum gövdemi ve ağzımın sımsıkı kapalı olduğunu kederden ve tuzdan.

Bu sessiz kıyı böyle midir hep?

* Her şeyi ithal edebilirsin, tarihi asla. Bir yerlerden bin yıllık bir şeyler bulup getirsen, diksen şehrin orta yerine fukaralığın büsbütün çıkar meydana, kepaze olursun dünyaya.

* Acı azaldıkça yalnızlık çoğalıyor.

* Yemin ederim ki çok üzülmedim. Sanırım beni üzen şeyler azalıyor artık.

* Ama ömrümün şurasında ne istiyorum biliyor musun Leylak ağacı, sen ki mucizelere yakınsındır, bir şeylerin yan yana gelmesini istesen diyorum, lütfen duy ve anla beni, bir kez daha, o kadar.

* Seni üzmek istemiyorum , bunu biliyorsun değil mi? Evet, biliyorum, istemeden üzüyorsun, hep öyle olur. Herkes üzüp duruyor birilerini, istemeden.